Organ Bağışı

Bir kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra, doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesine ORGAN BAĞIŞI denir.

Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine ORGAN NAKLİ denir.

Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu gibi ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biridir. Organ bekleyen hastaların sayısının her geçen gün arttığı ülkemizde toplumun organ nakli konusunda bilinçlenmesini sağlamak, bu konuda çalışmalar yapmak zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde Türk Nefroloji Derneği'nin 1999 yılı sonu rakamlarına göre sadece böbrek bekleyen hastaların sayısı 23.000 'dir. Bugüne kadar çok sayıda hasta organ vericisi bulunamaması nedeniyle kaybedilmiştir. Kadavradan organ alınabilmesi için tıbbi ölüm (beyin ölümü) olarak adlandırılan ölüm halinin gerçekleşmiş olması gerekir. 29/05/1979 Tarih ve 2238 Sayılı, Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkındaki Kanun’a göre, tıbbi ölüm (beyin ölümü) hali bilimin ülkedeki ulaştığı düzeydeki tüm imkanları, kuralları uygulamak suretiyle, bir kardiyolog, bir nörolog, bir nöroşirürjiyen ve bir de anestezi ve reanimasyon uzmanından oluşan 4 kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır (Madde 11).

Hasta, bu dört kişilik uzmanlar heyeti tarafından değerlendirilerek klinik ve laboratuvar tüm incelemeleri tamamlandıktan sonra beyin ölümü kararı alınır. Bu kararı veren heyet, alıcının sürekli hekimi ve organ naklini yapacak ekipten tamamen farklı kişilerden oluşmaktadır (Madde 12). Bu durumdaki bir hastanın kendi solunumunu yapması mümkün değildir. Ancak makinaya bağlı olarak solunumu sürer ve artık geriye dönüşü yoktur. Bugüne kadar iyileşmiş bir beyin ölümü vakasına rastlanılmamıştır. Organ alımı ameliyatı, ameliyathane koşullarında, cerrahi ekipler tarafından titizlikle yapılmakta, cilt gizli dikiş ile kapatılarak, vericinin vücuduna azami saygı gösterilmektedir.

Organ bağışının dini yönden herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 6/3/1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Bu kararla, organ bağışı insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak nitelendirilmekte ve "organınızı vereceğiniz kişi yaptığı iyilik ve fenalıklardan kendisi sorumludur" denilmektedir. Kur’an Kerim’de de "Kim bir insana hayat veririse onun sanki bütün insanlara hayat vermişcesine hayat kazanacağı" beyan olunmuştur (Maide Suresi, Ayet 32).

Ülkemizde nakli yapılan organlar:

Organ alacak hastalar önce kan ve doku gruplarına göre, daha sonra da tıbbi aciliyet durumlarına göre belirlenir. Cins, ırk, din, zengin-fakir ayırımı yapılmaz. 18 Yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir. Bağışlanmış olan organın uygunluğu, vericinin ölümünden sonra görevliler tarafından araştırılır. Kişnini organ bağışından vazgeçtiği anda, üzerinde taşıdığı organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmesi ve kayıtlı bulunduğu merkeze bu durumu bildirmesi yeterli olacaktır.