|
BİR UMUT MASALI Ben 1990 aralık ayında hemodiyalize girmeye başladım.Daha 14 yaşındaydım.Henüz çocuk sayılırdım.Okuyordum.Fakat bu hastalık nedeniyle okulum bile yarım kaldı.Okulda herkes benimle alay etmaye başlamıştı.Yüzümde hastalığa bağlı çok fazla ödem oluşmuştu.Tedavime devam edebilmem için okulu yarım bırakmak zorunda kaldım.Hemodiyalize girmeye başladığımda hiçbirşeyin farkında değildim.Sadece bir sefer hemodiyaliz makinesine girip,tamamen iyileşip,hastaneden çıkıp gideceğimi sanıyordum.O günüm 7 senelik bir mahkumiyet olduğunu nerden bilebilirdim. Evet mahkumiyet diyorum,çünkü benim için ve ve diğer diyaliz hastaları için bu olayın mahkumiyetten farkı yoktu.Sürekli bir şeye bağımlı kalıp hiçbir seyahat planı yapamıyorsun.Diyalizin eziyetini insan vücuduna verdiği tahribatı saymıyorum bile….ve bunları ömür boyu yaşayacağımı bilmek.Ama bir çare var.Evet tek bir çare ….Hemodiyalizden kurtulup yani o esaretten kurtulup normal bir insan gibi hayatını devam ettirabilmenin tek yolu.ORGAN NAKLİ !!!! ve bunun içinde ORGAN BAĞIŞI.Organ nakli olabilmemiz için organ bağışının olması gerekiyor doğal olarak.7 senem, gençliğim,okul yıllarım,hepsi bu hastalığın kurbanı oldu.Ama benim her zaman içimde bir damla umut vardı.Sanki bir umut masalının içinde yaşıyordum.Masallar gerçek olmaz derler ama ben bu masalın gerçek olacağına inanıyordum.Umutsuzluğum hiç olmadı mı ?elbette umutsuzluğa düştüğüm anlarda oldu ama bunlar çok kısa zamanlardı.Onun dışında inancımı hiç kaybetmedim.Benim yanımda ailemin de bu hastalıkla eriyip bitmesi beni kat kat üzüyordu.Ama elimden Allaha dua etmekten başka bir şey gelmiyordu.Evet dua ediyordum.O kadar insan ölüyorduki,elbette bu hoş bir şey değil ,birinin ölmesi fakat öteki taraftan da bu ölen insanların yakınlarının organ bağışı yapılmadığı takdirde hemodiyaliz sırasında ölen insanlar…. Düşünsenize yakınları vefat eden insanlar artık onun içinbir şey yapamazlar ama yakınlarının organlarını bağışlayarak binlerce kişinin hayatını kurtarabilirler.O zaman bu kadar çok diyaliz hastası olmazdı…. Gelelim benim hayatıma,7 sene diyalize girdim.Bir cumartesi sabahı kahvaltı masasındaydık.Birden telefon çaldı.Bu arada bir gün bana da organ bağışı haberi gelebilir diye hiç evden çıkmazdım. İçimde hep ya evde olmadığım bir anda telefon çalar da ben bu tek şansımı da kaybedersem diye korkuyordum.Evet telefon çaldı.Ve ben açtım.Çapa’dan arıyoruz dedikleri anda benim başımdan aşağıya sanki kaynar sular döküldü sandım.Ama yine de soğuk kanlılığımı korumayı başardım.Fazlada umut bağlamak istemiyordum.Çünkü daha önce de bir organ bağışı sonrasında 2 defa çağrılmıştım fakat bazı problemlerden dolayı o an için böbrek nakli olmaya uygun olmadığım söylendi ve ben büyük bir hayal kırıklığı ile eve döndüm.Yine bu yaşama korkusu vardı içimde.Hastaneye gidip gitmeme konusunda kararsızdım.Yine hayal kırıklığı yaşamak istemiyordum ama içimde çok kuvvetli bir ses ise gitmem gerektiğini kendime bir şans vermem gerektiğini söylüyordu. Babam işe gitmişti.O nu aradım ve “Baba ben şansımı denemek istiyorum”dedim hemen geldi ve hastaneye gittik.Bizden cross için kan aldılar orda 11 kişiydik umutlarım biraz azalmıştı.O kadar kişi içinde şans bana mı gülecek demiştim kendi kendime.Böbreğin Haydarpaşa numune hastanesinde olduğunu ve oraya gitmemiz gerektiğini söylediler.Oraya gittik cross sonuçlarından sonra 7 kişi kalmıştık.Ama yinede içimdeki duygular karmakarışıktı.Bizim son tetkiklerimi de yaptılar.Orada kaç saat bekledik bilmiyorum ama birkaç saat sanki bana haftalar gibi gelmişti.Sonunda seçim anı gelmişti.Hastaları tek tek içeri alıyorlardı.Açıklama yapıp yolluyorlardı.Kendi kendime tabi seçilen kişiyi en sona bırakıyorlar diye düşünüyordum ki içeriden üçüncü kişiyi de çıkarıp beni çağırdılar.Benden sonra üç kişi daha vardı.Umutlarım yıkıldı.Tamam dedim bana da olmadı beni de gönderecekler.İçeri girdim bütün doktorlar bir masanın etrafına toplanmış beni izliyorlardı.O anki duygularımı asla anlatamam zaten bunu yaşamayanda anlayamaz.Sanki hayatımın o kişinin çıkacak tek kelimeye bağlı olduğunu hissediyordum.Ölümle yaşam arasında ince bir çizgide yürüdüğümü hissediyordum.Ya düşücektim yada karşıya geçecektim .Bana”bu böbrek en çok sana uyuyor biz sana nakil yapmaya karar verdik nedersin” diye sordular.Şoktaydım ilk birkaç saniye bir şey diyemedim çünkü beklediğim açıklama tam tersiydi.Bunu çok istediğimi ve bunun için burada olduğumu söyledim.Beni hemen hazırladılarve ameliyata aldılar.Anlatırken bile o anları tekrar yaşadığımı hissediyorum.01.03.1997 bu tarih benim yeniden doğduğum tarih.Bu benim mahkumiyetimin bittiği tarihti.Belki bazı şeyleri yaşayamamıştı,okulum yarım kalmıştı.Ama hayata döndüğümü ve bunları telafi etmek için önümde uzun yıllar olduğunu düşünüyordum.Ve bu hayatı yakınını kaybetmenin acısı içindeyken bile başkalarına hayat vermeyi düşünebilen ve yakının organlarını bağışlayan insanlara borçluyum.Onları tanımıyorum ama onlara her zaman dua ediyorum bana bu ikinci şansı verdikleri için.Şuanda 31 yaşındayım,nişanlandım.Yakında evleneceğim.Nişanlım bana bu konuda çok anlayışlı davranıyor.Şimdi çok mutluyum,sağlıklıyım ve dediğim gibi bunu acıları içinde bile soğukkanlı olup başka insanları da düşünebilen, organ bağışı yaparak bir çok hastaya tekrar hayat veren insanlara borçluyuz.insanların bu konuda daha duyarlı olmasını isterdim. Ama bunları yaşamayanlarında anlamasını çok fazla bekleyemeyiz.Bizim gibi insanlarla karşılaştıklarında bu konudaki düşüncelerinin olumlu yönde değişeceğine inanıyorum. Kısacası mahkumiyetten kurtulmak kafesten doğal hayatına bırakılan bir kuş misali özgürlüğüne kavuşmak diye biliriz buna yada Bir Umut Masalının Gerçek Olması….. |
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 1 Toplam: 3 |